Kütüphanemiz

Sitemizde bulunan yayınları online ücretsiz okuyabilirsiniz.

İptal
Filtreler
Göre Sırala
Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi

Kitabımızı Ücretsiz Okuyabilirsiniz.

Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi

Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi

55,00 TL Satın Al
Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi

Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi

Bediuzzaman Said Nursi

Kitabımızı Ücretsiz Okuyabilirsiniz.


بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

  اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍوَ عَلٰى اٰ لِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ
    
Şu mevcûdât, yaratılmadan evvel, umûmen dâire-i ilm-i İlâhî’de mevcûd idi. Cenâb-ı Hak, hikmet-i ezeliyyesi ile mevcûdâtı dâire-i ilimden dâire-i kudrete, ya’nî âlem-i gaybdan âlem-i şehâdete çıkarmak irâde etti.

Aklı başında olan herkes, şu muhteşem ve müzeyyen kâinâtın gidişâtına ve ondaki faâliyyet-i acîbeye dikkatle baktığı zamân düşünecektir ki, “Bu kadar hadsiz mevcûdât, nereden geliyor, nereye gidiyor, vazîfesi nedir, neden şu dünyâda muvakkaten durup derakab kaybolup gidiyorlar? Bu nâzenîn mevcûdât, neden hayâta doymadan çabucak ecel cellâdı ile başları kesilip yokluk derelerine atılıyorlar? Neden gelen gider, giden bir daha geri gelmez? Bu mevcûdâtın tebeddül, teğayyür, tahavvül ve teceddüde ma’rûz kalmasının sebebi nedir? Şu seyl-i kâinâtı durduracak bir çâre yok mudur? Veyâhut bu zevâl ve firâkın hikmetini nev’-i beşere ders verecek bir muallim yok mudur?” gibi suâller, her bir zîkalb ve zîaklı ciddî ma’nâda meşgùl etmektedir.

İşte peygamberler ve onlara ittibâ’ eden ulemâ ve asfiyâ-i ümmet, mezkûr mâni’leri bertaraf ederek şu âlemin zevâl ve fenâsını hakkıyla anladıkları için, Cenâb-ı Hak, eser-i rahmetiyle onlara tılsım-ı âlemi çözdürmüş ve bu âlemdeki mevt ve adem, zevâl ve firâk, musîbet ve meşakkatin hikmetini onlara bildirmiştir.

 وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا 
(Bakara Sûresi, 2:269) âyet-i kerîmesi, bu sırrı ifâde etmektedir……………….   

Bela ve musibetlerin başa gelmesinde ehl-i imanın herhangi bir rolü yok mudur?
Hamuru zahmet mayasıyla yoğrulan varlıkların musibetten şikayete hakları var mı?
Bir müddetten beri ehl-i küfre yol veren kader, Müslümanlara ne zaman gülecek?
Kendini anlamaktan aciz olan insan, tam olarak alemin hakikatını nasıl idrak edebilir?
Ehl-i küfür için ebedi Cehennem niçin rahmettir?
Bir çekirdeğe benzeyen insanın Cennet veya Cehennem’i meyve vermesinin izahı…..,
Küre-i Arz, yirmi dört bin senelik bir mesafeyi bir senede kat’ederek ne yapmak istiyor?
Dört unsurdan en mütevazıı olan toprak niçin güneş, hava ve suyun efendisi olmuştur?
Dünyası yokluklar üzerine kurulu olan kafirin, hem dünya hem ahretteki huzursuzluğu…….
Ehl-i imanın hayatı niçin nurlarla, huzur ve saadetle doludur? ………………. 

Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi

Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi

55,00 TL Satın Al

Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi

Bediuzzaman Said Nursi


بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

  اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍوَ عَلٰى اٰ لِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ
    
Şu mevcûdât, yaratılmadan evvel, umûmen dâire-i ilm-i İlâhî’de mevcûd idi. Cenâb-ı Hak, hikmet-i ezeliyyesi ile mevcûdâtı dâire-i ilimden dâire-i kudrete, ya’nî âlem-i gaybdan âlem-i şehâdete çıkarmak irâde etti.

Aklı başında olan herkes, şu muhteşem ve müzeyyen kâinâtın gidişâtına ve ondaki faâliyyet-i acîbeye dikkatle baktığı zamân düşünecektir ki, “Bu kadar hadsiz mevcûdât, nereden geliyor, nereye gidiyor, vazîfesi nedir, neden şu dünyâda muvakkaten durup derakab kaybolup gidiyorlar? Bu nâzenîn mevcûdât, neden hayâta doymadan çabucak ecel cellâdı ile başları kesilip yokluk derelerine atılıyorlar? Neden gelen gider, giden bir daha geri gelmez? Bu mevcûdâtın tebeddül, teğayyür, tahavvül ve teceddüde ma’rûz kalmasının sebebi nedir? Şu seyl-i kâinâtı durduracak bir çâre yok mudur? Veyâhut bu zevâl ve firâkın hikmetini nev’-i beşere ders verecek bir muallim yok mudur?” gibi suâller, her bir zîkalb ve zîaklı ciddî ma’nâda meşgùl etmektedir.

İşte peygamberler ve onlara ittibâ’ eden ulemâ ve asfiyâ-i ümmet, mezkûr mâni’leri bertaraf ederek şu âlemin zevâl ve fenâsını hakkıyla anladıkları için, Cenâb-ı Hak, eser-i rahmetiyle onlara tılsım-ı âlemi çözdürmüş ve bu âlemdeki mevt ve adem, zevâl ve firâk, musîbet ve meşakkatin hikmetini onlara bildirmiştir.

 وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِيَ خَيْرًا كَثِيرًا 
(Bakara Sûresi, 2:269) âyet-i kerîmesi, bu sırrı ifâde etmektedir……………….   

Bela ve musibetlerin başa gelmesinde ehl-i imanın herhangi bir rolü yok mudur?
Hamuru zahmet mayasıyla yoğrulan varlıkların musibetten şikayete hakları var mı?
Bir müddetten beri ehl-i küfre yol veren kader, Müslümanlara ne zaman gülecek?
Kendini anlamaktan aciz olan insan, tam olarak alemin hakikatını nasıl idrak edebilir?
Ehl-i küfür için ebedi Cehennem niçin rahmettir?
Bir çekirdeğe benzeyen insanın Cennet veya Cehennem’i meyve vermesinin izahı…..,
Küre-i Arz, yirmi dört bin senelik bir mesafeyi bir senede kat’ederek ne yapmak istiyor?
Dört unsurdan en mütevazıı olan toprak niçin güneş, hava ve suyun efendisi olmuştur?
Dünyası yokluklar üzerine kurulu olan kafirin, hem dünya hem ahretteki huzursuzluğu…….
Ehl-i imanın hayatı niçin nurlarla, huzur ve saadetle doludur? ………………. 

Kütüphanemiz

Sitemizde bulunan yayınları online ücretsiz okuyabilirsiniz.

KİTAP DUYURULARI

Beklenen kitap Besmele çıktı!

Beklenen kitap Besmele çıktı!

Birinci Söz'ün şerh ve izahı Besmele nasıl bir hazinedir?Bütün Kur'an'ı nasıl içinde tutar?

Camiye, kurs binasına zekât mı?

Camiye, kurs binasına zekât mı?

Bediüzzaman Said Nursî hazretlerinin, yüz yılı aşkın bir zaman önce “Münâzarât” isimli eserinde, öne ...

Kur’ân’la aramıza perde girmiş!

Kur’ân’la aramıza perde girmiş!

“İşârâtü’l-İ‘câz” adlı eserinde Bakara Sûresi’nin 27. âyetini tefsîr eden Bediüzzaman Saîd Nursî Haz ...

;